26 Mayıs
ANNESİNDEN
KOPARILAN YAVRULAR
Edremit ve Beldeleri Sokak
Hayvanları olarak körfez bölgesi sakinleri ile zaman zaman yaptığımız
görüşmelerde bize ulaşabilmeleri için kartımızı bırakıyoruz. Üzerlerinde
irtibat numaralarımız olan bu kartlar sokak hayvanları konusunda sorunları olan
bir çok insana da ulaşıyor ve onlar da bize ulaşmış oluyor. Yaralı, hasta bir
sokak hayvanının durumunu bildirmek, ya da sokaklarından alınmış sevdikleri
köpeklerinin akıbetini öğrenmek isteyenler telefonlarımızı ardı ardına arıyorlar.
Kendilerine yardımcı olmak için elimizden geleni yapıyoruz. Siz
hayvanseverlerin derneğimize katılımıyla gücümüz daha da büyüyecek ve tüm bu
sorunların üstesinden hep birlikte geleceğiz.
Bazen de şikayet telefonları
alıyoruz. Örneğin geçen günlerde bir bayan beni arayarak oturduğu mahallede çok
sayıda köpek bulunduğunu ve bunların acilen oradan alınmasını istediğini
söyledi. Ben henüz köpeklerin kısırlaştırılması gerektiğini söylemiştim ki “Ben
bilmem, gelip alın bunları” dedi ve kapattı. Bu noktada dernek olarak
varlığımızın bilinmesi ve muhatabiyet durumu sevindirici fakat derneğimizin
çalışma ve yetki alanı konusunda bilgi sahibi olunmadığı için her durumu çözen
bir devlet gücü gibi algılanıyor sanırım.
Bu konularda şikayetleri olan
vatandaşların bu durumları bildirmesi gereken yer belediyelerin zabıta
birimleridir. Belediye Zabıta birimlerinin de yapması gereken anlaşmalı veya
kadrolu veterinerler ile söz konusu muhite gidip gerekli kontrolü yaptıktan
sonra söz konusu hayvanların hastalıklı ya da saldırgan olup olmadıklarını
gözlemlemek. Bunun için de olay yerinde bir Yerel Hayvan Koruma Görevlisinin
bulunmasında fayda vardır. Bir köpeğe saldırgan diyebilmek çok basittir.
Alırsınız elinize bir taş ve canını yakarsınız. Veya yavrularından birisini
alırsınız. O zaman kendisini veya yavrusunu korumak için müdahalede bulunan
köpek hemen saldırgan damgasını yiyecektir.
Sizin evinize girseler ve size
tekme tokat girişip yavrunuzu sevdiğinizi evden almaya çalışsalar müdahale etmez
misiniz? O an için saldırganlaşmaz mısınız? En sakin kişiler bile bu durumda
karşı koymaz mı? Peki neden yavrularını annesinden ayırıp köpeklere zarar
verdikten sonra “zaten saldırgandı” diye bahane yaratılıyor? Hayvanların
duyguları olmadığı mı düşünülüyor? Özlem, şefkat, anne ve yavru sevgisi,
sadakat, merhamet gibi duygulardan yoksun mu sanıyorsunuz sokak hayvanlarını?
Eğer öyle sanıyorsanız tek bir şey söyleyebilinir sizler için: Sizler bu
duygulardan yoksun, sadece insan vücudundaki ruhsuzlarsınız.
Özellikle körfez bölgesindeki
sokak hayvanları çok uysallar. Kendilerine bir müdahale yapılmadığı sürece
insanlara zarar vermiyorlar. Zeytinli Belediye Başkanı Hasan Arslan’a şunu
söylemiştim: “Hani klasik bir gazeteci sözü vardır; köpek insanı ısırınca
değil, insan köpeği ısırınca haber olur diye. İşte bizim körfezimizde insanlar
köpekleri ısırıyor”
Onları canımız istediği gibi
şikayet ediyor, saldırganlıkla suçluyor ve yerlerinden, sevdikleri
muhitlerinden ayırtıp dağlara, uzak köylere bırakılmasına neden oluyoruz. Bu
çözüm mü? 1-2 haftaya kalmadan o sokaklara yeni köpekler geliyor. Çünkü bir
devridaim işliyor ve şikayetçi insanların sadece gazı alınmış oluyor.
İnsanlarımız gelip yerleştikleri
muhitlerde geldikleri büyük şehirlerdeki soğuk ve iletişimsiz modern yaşamı arıyorlar.
Bir sokak köpeğini sevebilmenin güzelliğinden yoksun insanlar kendi
mutsuzluklarını önce sokak köpeklerinden sonra komşularından çıkarıyorlar. Ama
bilsinler ki o sokak köpekleri bu derece sahipsiz değiller ve sizlerden önce
buradalardı. Hep de olacaklar. Siz önce kendi mutsuzluklarınızı, ondan sonra
annelerinden ayrılmasına sebep olduğunuz yavru köpekleri mutsuz etmenin
vicdanınızdaki yerini düşünün. Bir gün
gelip sizi de bulur bu acı, unutmayın.
19 Mayıs
BELEDİYE KÖPEKLERİ NEREYE GÖTÜRÜYOR?
Geçen hafta belediyelerin ölen ve zehirlenen köpekleri
nereye götürdüğünü sormuştuk. Yazının yayınlandığı gün bir çok köpeğin belediye
ekiplerince toplatıldığını öğrendik. Belediyenin anlaşmalı veterinerini arayıp
konuyu teyit ettik. Köpeklerin yavru köpekleri olduğunu ve anneden ayrılmaması
gerektiğini, mahalleden bir çok kişinin onları sevip beslediğini belirttik.
Veteriner yavruların sütten kesildiğini, mahallelinin de şikayetçi olduğunu
söyledi. Benim yaşadığım ve gördüğüm olumlu görüntü sanırım bir veya birkaç
şikayetçi kişinin dilekçe veya telefonuyla bozulmaya çok müsait bu durumda.
Yani mahallenizden birisine mi kızdınız, mahalledeki köpeği mi seviyor? Açın
belediye zabıtasına telefon, gelsin alsınlar köpeği, mutsuz edin komşunuzu ve
rahatlayın. Olan da Kazdağları’na aç bilaç bırakılan zavallı yavru köpeklere
olsun.
Neden mi onlara oluyor olan? Söyleyeyim. Veteriner Bey’e
“Peki yaptığınız neticede yasal. Ama bölgede bir bakımevi yok. Nereye
götürüyorsunuz bu köpekleri? Mahalledeki iyi niyetli insanlar onların akibeti
konusunda endişeli” dediğim zaman bana bir zabıtanın kendisine onları bir köye
götürdüğünü söylediğini söyledi. Biz de Edremit ve Beldeleri Sokak
Hayvanları’nı Koruma Derneği olarak ilgili zabıtayı bulduk ve kendisinden
köpeklerin bir çobana verildiği bilgisini aldık. Teşekkür edip ayrıldık. Birkaç
gün sonra o köye gittik. Diyeceksiniz
ki, “işiniz gücünüz mü yok kardeşim, iki köpeğin peşinden köy köy
dolaşıyorsunuz?”. Kusura bakmayın ama burada asıl mesele yetkili sıfatıyla
görev yapan kişilerin işlerini gerçekten yasal çerçevede yapıp yapmadıkları
konusudur. Ve tabi neticede oradan oraya taşınanlar eşya değil, birer can.
Akıbetlerini bilmek vicdanen de herkesin hakkı.
Yerel yönetimler sokak hayvanları ile ilgili konularda
“Yerel Hayvan Koruma Görevlileri” ile eşgüdümlü çalışmak durumunda. Yerel
Hayvan Koruma Görevlileri bağlı bulundukları illerin valilikleri tarafından
görevlendirilmiş yetkililerdir. 5199 nolu yasada tanımlanmışlardır. Şu anda
Akçay Zeytinli Edremit ilçe ve beldelerinde bu konuda yetkilendirilmiş kişi
Edremit ve Beldeleri Sokak Hayvanlarını Koruma Derneği başkanı Volkan
Demirbağ’dır. Bu bölgedeki Yerel Hayvan Korum Görevli sayısının yakın dönemde
artması beklenmektedir çünkü sorun büyüktür. Belediyelerin veterinerleri
köpeklerin toplanması veya ötenazi işlemleri sırasında Yerel Hayvan Koruma
Görevlilerini neden aramamakta veya bilgilendirmemektedirler? Şimdi bu bilgiler
doğrultusunda olması gerekeni mi isteyelim yoksa “büyüklerimiz bilir” diyip işi
oluruna mı bırakalım?
rın> �
� �� p� sanıyorsanız tek bir şey söyleyebilinir sizler için: Sizler bu
duygulardan yoksun, sadece insan vücudundaki ruhsuzlarsınız.
Özellikle körfez bölgesindeki
sokak hayvanları çok uysallar. Kendilerine bir müdahale yapılmadığı sürece
insanlara zarar vermiyorlar. Zeytinli Belediye Başkanı Hasan Arslan’a şunu
söylemiştim: “Hani klasik bir gazeteci sözü vardır; köpek insanı ısırınca
değil, insan köpeği ısırınca haber olur diye. İşte bizim körfezimizde insanlar
köpekleri ısırıyor”
Onları canımız istediği gibi
şikayet ediyor, saldırganlıkla suçluyor ve yerlerinden, sevdikleri
muhitlerinden ayırtıp dağlara, uzak köylere bırakılmasına neden oluyoruz. Bu
çözüm mü? 1-2 haftaya kalmadan o sokaklara yeni köpekler geliyor. Çünkü bir
devridaim işliyor ve şikayetçi insanların sadece gazı alınmış oluyor.
İnsanlarımız gelip yerleştikleri
muhitlerde geldikleri büyük şehirlerdeki soğuk ve iletişimsiz modern yaşamı arıyorlar.
Bir sokak köpeğini sevebilmenin güzelliğinden yoksun insanlar kendi
mutsuzluklarını önce sokak köpeklerinden sonra komşularından çıkarıyorlar. Ama
bilsinler ki o sokak köpekleri bu derece sahipsiz değiller ve sizlerden önce
buradalardı. Hep de olacaklar. Siz önce kendi mutsuzluklarınızı, ondan sonra
annelerinden ayrılmasına sebep olduğunuz yavru köpekleri mutsuz etmenin
vicdanınızdaki yerini düşünün. Bir gün
gelip sizi de bulur bu acı, unutmayın.
SOKAK HAYVANLARI. ÜÇ FOTOGRAF, ÜÇ ÖNEMLİ KONU
Bugünlerde sosyal medya tabir edilen internet iletişim
ortamlarında her zamanki gibi bir çok fotograf paylaşılıyor. Bunlardan bizim
ilgimizi çekenler ülkemizdeki çeşitli belediyelerin sokak hayvanları ile ilgili
yaptığı çalışmalar. Yaz mevsiminin gitgide yaklaştığı bugünlerde Tekirdağ,
İnegöl, Kocaeli,İzmir Narlıdere, İstanbul Kartal gibi belediyelerin sokak
hayvanları için sokaklara yaptırdıkları “suluklar” birbirinden renkli ve şık
dizaynları ile internette gururla paylaşılıyor. Bizler de bu tarz çalışmalara
yapan belediyelerimizle gurur duyuyor ve onları tebrik ediyoruz. Umarız körfez
belediyelerimizde yaz mevsimi gelince dilleri bir karış dışarıda dolaşmak
zorunda kalan sokaktaki zavallılar için böyle bir şey organize ederiz. Hem su
bölgesi olup hem böyle bir görüntü ile turizm içerisinde yer almak çok hoş
olmasa gerek. Tam da bizim sorunlarımızdan birisini anlatan şu fotograf bizim
bölgemizde çekilmiş olsa güzel olmaz mıydı?
--
Körfez bölgesinde zehirlemeler nedeniyle sıkça köpek
ölümleri olduğunu defalarca yazmıştık. Bu vahşeti uygulayan vicdansızları
kınamak ve ne yazık ki bu konuda bir şey yapamamakla geçiyor ömrümüz. Güçleri
zavallı köpeklere yeten ve onların yaşam hakkını çalanları vicdanları ile baş
başa bırakıyoruz ama bir de işin diğer tarafı var. Ölen köpekler nereye
götürülüyor? Bilindiği veya tahmin edildiği şekliyle çöplüklere atılıyor. Peki
usüle uygun olarak gömülüyor mu? Usül derken burad hijyenik usüllerden
bahsediyorum. Yani üstün kireç dökülüp mikrop yayması engellenecek şekilde
gömülmesinden. Yoksa açlıktan diğer köpeklerin ölmüş arkadaşlarını yeme
ihtimali söz konusu olduğunda ciddi hastalıklarla karşı karşıya kalabiliriz. O
zaman da bu ihmaller sonucu olan yine zavallı köpeklere olur eminim.
Fotografta yakın zamanda işlenen bir “cinayet”in ardından
kaldırılan bir köpek görülüyor.
--
“Batı Cephesinde Yeni
Bir Şey Yok” filmini duymuşsunuzdur belki. Kısırlaştırmalar konusunda
Edremit Belediyesi’nin yaptığı çalışmalar dışında körfezde yeni bir şey çalışma
yok. Uzun zamandır yaptığımız uyarıların aciliyeti dikkate alınmıyor.
Sokaklarda köpekler kontrolsüzce doğurmaya ve çoğalmaya devam ediyorlar. Aşağıdaki
görüntü Havuzlu site ve Dalyan kısmında artık neredeyse her sokakta
rastlayabileceğiniz bir durum.. Kısırlaştırma yapılmadığı sürece bu perişanlık
hali ne yazık ki devam edecektir.
KÖPEĞİNİ DÖVEN ADAM
Geçtiğimiz haftalarda Zeytinli Altınkum Caddesine doğru
yürürken ara sokaklardan çok güzel bir köpeğin caddeye doğru koştuğunu gördüm.
Benim için tüm canlılar güzeldir. Bunun ekstra güzelliği bakımlı olmasıydı.
Cins ev köpekleri bakımlı olmaları itibariyle sokak köpeklerine göre daha
şanslıdır evet. Ama sanırım bu bakımlı fakat şanssız bir köpekti. Çünkü belli
ki bir şeylerden kaçıyordu. Gözleri tedirgin şekilde kaçacak bir yer arıyordu.
Onu görünce durdum ve bekledim. Beni fark etti ve koşarak yanıma geldi. Geride
bıraktığı sokakta onu takip eden adamı fark ettim. Ona seslenmekte ve
yaklaşmaktaydı. Köpek nefes nefese yanıma geldi. O esnada yaklaşan adamın
elindeki sopayı gördüm. Köpeğin o an yanıma “sığındığını” farkettim. Yine de
emin olamadım. Adam ağır adımlarla bize yaklaştı. “Kaçtı mı yaramaz?” diye
sordum. Adam başıyla evet anlamında işaret verip köpeği elimden aldı, boynundan
yere yatırdı ve o an o korkunç anı gördüm. Elindeki sopayı şiddetle bir kaç kez
köpeğe indirdi. Bir yandan da diğer eliyle kaçmasını engelliyordu. Köpek acı
içinde bağırdı ve kaçarak kendini kurtardı. Adama “ne yapıyorsunuz beyefendi?”
dedim. “O bundan anlar” dedi. “O şu anda bu cezanın farkında değil” dedim.. Ses
etmedi ve elindeki sopayla köpeğin peşisıra yürümeye devam etti. Köpek caddenin
bir o yanına, bir bu yanına kaçmaktaydı. “Zavallı keşke bir sokak köpeği
olsaydı” dedim içimden. En azından özgür olur bu işkenceyi çekmezdi diye
düşündüm.
Adamın yanına giderek Edremit ve Beldeleri Sokak Hayvanları
Derneğimizin kartını verdim. Yaptığının doğru olmadığını, köpeğe şiddet
uyguladığını ve dernek olarak kendisini ziyaret etmek istediğimizi söyledim.
Eliyle “hadi oradan” işareti yaparak “kiminle gelirsen gel” dedi. Üzülerek
oradan ayrılmak zorunda kaldım. Kimbilir hayatta neye öfkeliydi ki bu adam o
zavallıya bu fiziki işkenceyi uygulayarak yöneltiyordu içinde sakladığını.
Yaptığının bir tür eğitim olduğunu sanıyordu belki. Onlarca, yüzlerce sokak köpeği
kendisine bir sahip ararken, bir parça şefkat gördüğünde her seferinde sokağın
başına dek refakat edecek kadar kendisini sevgiyle adarken, bu bakımlı köpek
sahibinden köşe bucak kaçmaktaydı. Evet keşke bir sokak köpeği olsaydı. En
azından meraklısı birisi bu güzelliğiyle eninde sonunda alırdı onu sokaktan.
Gerçi Zeytinli sokaklarında cins ve karma köpekler görmeye
alışkınız. Yazlıkçıların bırakıp gittiği köpeklerin sokağa uyum sağlamak
zorunda kaldığı nadir yerleden olsa gerek beldemiz. Bazen iyi ki bırakmışsınız
o köpeklerinizi sokağa diyorum. Sizin gibi zalimlerin elinde sahipli
olacaklarına sokaklarda özgürce yaşamaya çalışmaları belki daha iyi. Bu konuda
kararsızım. Her iki duruma da acıyor ve üzülüyorum. İnsanların sokak
köpeklerine duyarsızlığına hayıflanırken bazen de böyle sahipli köpeklerin
içinde oldukları sıkıntıya şahit olabiliyoruz. Hangisi iyi bilemedim. Ama şunu
biliyorum; sevgisizlik çok kötü..


