8 Haziran 2012 Cuma

Edremit Gündem Gazetesi Mayıs 2012 Yazıları




26 Mayıs

      ANNESİNDEN KOPARILAN YAVRULAR

Edremit ve Beldeleri Sokak Hayvanları olarak körfez bölgesi sakinleri ile zaman zaman yaptığımız görüşmelerde bize ulaşabilmeleri için kartımızı bırakıyoruz. Üzerlerinde irtibat numaralarımız olan bu kartlar sokak hayvanları konusunda sorunları olan bir çok insana da ulaşıyor ve onlar da bize ulaşmış oluyor. Yaralı, hasta bir sokak hayvanının durumunu bildirmek, ya da sokaklarından alınmış sevdikleri köpeklerinin akıbetini öğrenmek isteyenler telefonlarımızı ardı ardına arıyorlar. Kendilerine yardımcı olmak için elimizden geleni yapıyoruz. Siz hayvanseverlerin derneğimize katılımıyla gücümüz daha da büyüyecek ve tüm bu sorunların üstesinden hep birlikte geleceğiz.

Bazen de şikayet telefonları alıyoruz. Örneğin geçen günlerde bir bayan beni arayarak oturduğu mahallede çok sayıda köpek bulunduğunu ve bunların acilen oradan alınmasını istediğini söyledi. Ben henüz köpeklerin kısırlaştırılması gerektiğini söylemiştim ki “Ben bilmem, gelip alın bunları” dedi ve kapattı. Bu noktada dernek olarak varlığımızın bilinmesi ve muhatabiyet durumu sevindirici fakat derneğimizin çalışma ve yetki alanı konusunda bilgi sahibi olunmadığı için her durumu çözen bir devlet gücü gibi algılanıyor sanırım.

Bu konularda şikayetleri olan vatandaşların bu durumları bildirmesi gereken yer belediyelerin zabıta birimleridir. Belediye Zabıta birimlerinin de yapması gereken anlaşmalı veya kadrolu veterinerler ile söz konusu muhite gidip gerekli kontrolü yaptıktan sonra söz konusu hayvanların hastalıklı ya da saldırgan olup olmadıklarını gözlemlemek. Bunun için de olay yerinde bir Yerel Hayvan Koruma Görevlisinin bulunmasında fayda vardır. Bir köpeğe saldırgan diyebilmek çok basittir. Alırsınız elinize bir taş ve canını yakarsınız. Veya yavrularından birisini alırsınız. O zaman kendisini veya yavrusunu korumak için müdahalede bulunan köpek hemen saldırgan damgasını yiyecektir.

Sizin evinize girseler ve size tekme tokat girişip yavrunuzu sevdiğinizi evden almaya çalışsalar müdahale etmez misiniz? O an için saldırganlaşmaz mısınız? En sakin kişiler bile bu durumda karşı koymaz mı? Peki neden yavrularını annesinden ayırıp köpeklere zarar verdikten sonra “zaten saldırgandı” diye bahane yaratılıyor? Hayvanların duyguları olmadığı mı düşünülüyor? Özlem, şefkat, anne ve yavru sevgisi, sadakat, merhamet gibi duygulardan yoksun mu sanıyorsunuz sokak hayvanlarını? Eğer öyle sanıyorsanız tek bir şey söyleyebilinir sizler için: Sizler bu duygulardan yoksun, sadece insan vücudundaki ruhsuzlarsınız.

Özellikle körfez bölgesindeki sokak hayvanları çok uysallar. Kendilerine bir müdahale yapılmadığı sürece insanlara zarar vermiyorlar. Zeytinli Belediye Başkanı Hasan Arslan’a şunu söylemiştim: “Hani klasik bir gazeteci sözü vardır; köpek insanı ısırınca değil, insan köpeği ısırınca haber olur diye. İşte bizim körfezimizde insanlar köpekleri ısırıyor”

Onları canımız istediği gibi şikayet ediyor, saldırganlıkla suçluyor ve yerlerinden, sevdikleri muhitlerinden ayırtıp dağlara, uzak köylere bırakılmasına neden oluyoruz. Bu çözüm mü? 1-2 haftaya kalmadan o sokaklara yeni köpekler geliyor. Çünkü bir devridaim işliyor ve şikayetçi insanların sadece gazı alınmış oluyor.

İnsanlarımız gelip yerleştikleri muhitlerde geldikleri büyük şehirlerdeki soğuk ve iletişimsiz modern yaşamı arıyorlar. Bir sokak köpeğini sevebilmenin güzelliğinden yoksun insanlar kendi mutsuzluklarını önce sokak köpeklerinden sonra komşularından çıkarıyorlar. Ama bilsinler ki o sokak köpekleri bu derece sahipsiz değiller ve sizlerden önce buradalardı. Hep de olacaklar. Siz önce kendi mutsuzluklarınızı, ondan sonra annelerinden ayrılmasına sebep olduğunuz yavru köpekleri mutsuz etmenin vicdanınızdaki yerini düşünün.  Bir gün gelip sizi de bulur bu acı, unutmayın.



19 Mayıs  




BELEDİYE KÖPEKLERİ NEREYE GÖTÜRÜYOR?

Geçen hafta belediyelerin ölen ve zehirlenen köpekleri nereye götürdüğünü sormuştuk. Yazının yayınlandığı gün bir çok köpeğin belediye ekiplerince toplatıldığını öğrendik. Belediyenin anlaşmalı veterinerini arayıp konuyu teyit ettik. Köpeklerin yavru köpekleri olduğunu ve anneden ayrılmaması gerektiğini, mahalleden bir çok kişinin onları sevip beslediğini belirttik. Veteriner yavruların sütten kesildiğini, mahallelinin de şikayetçi olduğunu söyledi. Benim yaşadığım ve gördüğüm olumlu görüntü sanırım bir veya birkaç şikayetçi kişinin dilekçe veya telefonuyla bozulmaya çok müsait bu durumda. Yani mahallenizden birisine mi kızdınız, mahalledeki köpeği mi seviyor? Açın belediye zabıtasına telefon, gelsin alsınlar köpeği, mutsuz edin komşunuzu ve rahatlayın. Olan da Kazdağları’na aç bilaç bırakılan zavallı yavru köpeklere olsun.

Neden mi onlara oluyor olan? Söyleyeyim. Veteriner Bey’e “Peki yaptığınız neticede yasal. Ama bölgede bir bakımevi yok. Nereye götürüyorsunuz bu köpekleri? Mahalledeki iyi niyetli insanlar onların akibeti konusunda endişeli” dediğim zaman bana bir zabıtanın kendisine onları bir köye götürdüğünü söylediğini söyledi. Biz de Edremit ve Beldeleri Sokak Hayvanları’nı Koruma Derneği olarak ilgili zabıtayı bulduk ve kendisinden köpeklerin bir çobana verildiği bilgisini aldık. Teşekkür edip ayrıldık. Birkaç gün sonra o köye gittik.  Diyeceksiniz ki, “işiniz gücünüz mü yok kardeşim, iki köpeğin peşinden köy köy dolaşıyorsunuz?”. Kusura bakmayın ama burada asıl mesele yetkili sıfatıyla görev yapan kişilerin işlerini gerçekten yasal çerçevede yapıp yapmadıkları konusudur. Ve tabi neticede oradan oraya taşınanlar eşya değil, birer can. Akıbetlerini bilmek vicdanen de herkesin hakkı.

Yerel yönetimler sokak hayvanları ile ilgili konularda “Yerel Hayvan Koruma Görevlileri” ile eşgüdümlü çalışmak durumunda. Yerel Hayvan Koruma Görevlileri bağlı bulundukları illerin valilikleri tarafından görevlendirilmiş yetkililerdir. 5199 nolu yasada tanımlanmışlardır. Şu anda Akçay Zeytinli Edremit ilçe ve beldelerinde bu konuda yetkilendirilmiş kişi Edremit ve Beldeleri Sokak Hayvanlarını Koruma Derneği başkanı Volkan Demirbağ’dır. Bu bölgedeki Yerel Hayvan Korum Görevli sayısının yakın dönemde artması beklenmektedir çünkü sorun büyüktür. Belediyelerin veterinerleri köpeklerin toplanması veya ötenazi işlemleri sırasında Yerel Hayvan Koruma Görevlilerini neden aramamakta veya bilgilendirmemektedirler? Şimdi bu bilgiler doğrultusunda olması gerekeni mi isteyelim yoksa “büyüklerimiz bilir” diyip işi oluruna mı bırakalım?
rın> � � �� p� sanıyorsanız tek bir şey söyleyebilinir sizler için: Sizler bu duygulardan yoksun, sadece insan vücudundaki ruhsuzlarsınız.

Özellikle körfez bölgesindeki sokak hayvanları çok uysallar. Kendilerine bir müdahale yapılmadığı sürece insanlara zarar vermiyorlar. Zeytinli Belediye Başkanı Hasan Arslan’a şunu söylemiştim: “Hani klasik bir gazeteci sözü vardır; köpek insanı ısırınca değil, insan köpeği ısırınca haber olur diye. İşte bizim körfezimizde insanlar köpekleri ısırıyor”

Onları canımız istediği gibi şikayet ediyor, saldırganlıkla suçluyor ve yerlerinden, sevdikleri muhitlerinden ayırtıp dağlara, uzak köylere bırakılmasına neden oluyoruz. Bu çözüm mü? 1-2 haftaya kalmadan o sokaklara yeni köpekler geliyor. Çünkü bir devridaim işliyor ve şikayetçi insanların sadece gazı alınmış oluyor.

İnsanlarımız gelip yerleştikleri muhitlerde geldikleri büyük şehirlerdeki soğuk ve iletişimsiz modern yaşamı arıyorlar. Bir sokak köpeğini sevebilmenin güzelliğinden yoksun insanlar kendi mutsuzluklarını önce sokak köpeklerinden sonra komşularından çıkarıyorlar. Ama bilsinler ki o sokak köpekleri bu derece sahipsiz değiller ve sizlerden önce buradalardı. Hep de olacaklar. Siz önce kendi mutsuzluklarınızı, ondan sonra annelerinden ayrılmasına sebep olduğunuz yavru köpekleri mutsuz etmenin vicdanınızdaki yerini düşünün.  Bir gün gelip sizi de bulur bu acı, unutmayın.



12 Mayıs

SOKAK HAYVANLARI. ÜÇ FOTOGRAF, ÜÇ ÖNEMLİ KONU

Bugünlerde sosyal medya tabir edilen internet iletişim ortamlarında her zamanki gibi bir çok fotograf paylaşılıyor. Bunlardan bizim ilgimizi çekenler ülkemizdeki çeşitli belediyelerin sokak hayvanları ile ilgili yaptığı çalışmalar. Yaz mevsiminin gitgide yaklaştığı bugünlerde Tekirdağ, İnegöl, Kocaeli,İzmir Narlıdere, İstanbul Kartal gibi belediyelerin sokak hayvanları için sokaklara yaptırdıkları “suluklar” birbirinden renkli ve şık dizaynları ile internette gururla paylaşılıyor. Bizler de bu tarz çalışmalara yapan belediyelerimizle gurur duyuyor ve onları tebrik ediyoruz. Umarız körfez belediyelerimizde yaz mevsimi gelince dilleri bir karış dışarıda dolaşmak zorunda kalan sokaktaki zavallılar için böyle bir şey organize ederiz. Hem su bölgesi olup hem böyle bir görüntü ile turizm içerisinde yer almak çok hoş olmasa gerek. Tam da bizim sorunlarımızdan birisini anlatan şu fotograf bizim bölgemizde çekilmiş olsa güzel olmaz mıydı?
--

Körfez bölgesinde zehirlemeler nedeniyle sıkça köpek ölümleri olduğunu defalarca yazmıştık. Bu vahşeti uygulayan vicdansızları kınamak ve ne yazık ki bu konuda bir şey yapamamakla geçiyor ömrümüz. Güçleri zavallı köpeklere yeten ve onların yaşam hakkını çalanları vicdanları ile baş başa bırakıyoruz ama bir de işin diğer tarafı var. Ölen köpekler nereye götürülüyor? Bilindiği veya tahmin edildiği şekliyle çöplüklere atılıyor. Peki usüle uygun olarak gömülüyor mu? Usül derken burad hijyenik usüllerden bahsediyorum. Yani üstün kireç dökülüp mikrop yayması engellenecek şekilde gömülmesinden. Yoksa açlıktan diğer köpeklerin ölmüş arkadaşlarını yeme ihtimali söz konusu olduğunda ciddi hastalıklarla karşı karşıya kalabiliriz. O zaman da bu ihmaller sonucu olan yine zavallı köpeklere olur eminim.
Fotografta yakın zamanda işlenen bir “cinayet”in ardından kaldırılan bir köpek görülüyor.


--

“Batı Cephesinde Yeni  Bir Şey Yok” filmini duymuşsunuzdur belki. Kısırlaştırmalar konusunda Edremit Belediyesi’nin yaptığı çalışmalar dışında körfezde yeni bir şey çalışma yok. Uzun zamandır yaptığımız uyarıların aciliyeti dikkate alınmıyor. Sokaklarda köpekler kontrolsüzce doğurmaya ve çoğalmaya devam ediyorlar. Aşağıdaki görüntü Havuzlu site ve Dalyan kısmında artık neredeyse her sokakta rastlayabileceğiniz bir durum.. Kısırlaştırma yapılmadığı sürece bu perişanlık hali ne yazık ki devam edecektir.


5 Mayıs





                                                          KÖPEĞİNİ  DÖVEN ADAM

Geçtiğimiz haftalarda Zeytinli Altınkum Caddesine doğru yürürken ara sokaklardan çok güzel bir köpeğin caddeye doğru koştuğunu gördüm. Benim için tüm canlılar güzeldir. Bunun ekstra güzelliği bakımlı olmasıydı. Cins ev köpekleri bakımlı olmaları itibariyle sokak köpeklerine göre daha şanslıdır evet. Ama sanırım bu bakımlı fakat şanssız bir köpekti. Çünkü belli ki bir şeylerden kaçıyordu. Gözleri tedirgin şekilde kaçacak bir yer arıyordu. Onu görünce durdum ve bekledim. Beni fark etti ve koşarak yanıma geldi. Geride bıraktığı sokakta onu takip eden adamı fark ettim. Ona seslenmekte ve yaklaşmaktaydı. Köpek nefes nefese yanıma geldi. O esnada yaklaşan adamın elindeki sopayı gördüm. Köpeğin o an yanıma “sığındığını” farkettim. Yine de emin olamadım. Adam ağır adımlarla bize yaklaştı. “Kaçtı mı yaramaz?” diye sordum. Adam başıyla evet anlamında işaret verip köpeği elimden aldı, boynundan yere yatırdı ve o an o korkunç anı gördüm. Elindeki sopayı şiddetle bir kaç kez köpeğe indirdi. Bir yandan da diğer eliyle kaçmasını engelliyordu. Köpek acı içinde bağırdı ve kaçarak kendini kurtardı. Adama “ne yapıyorsunuz beyefendi?” dedim. “O bundan anlar” dedi. “O şu anda bu cezanın farkında değil” dedim.. Ses etmedi ve elindeki sopayla köpeğin peşisıra yürümeye devam etti. Köpek caddenin bir o yanına, bir bu yanına kaçmaktaydı. “Zavallı keşke bir sokak köpeği olsaydı” dedim içimden. En azından özgür olur bu işkenceyi çekmezdi diye düşündüm. 

Adamın yanına giderek Edremit ve Beldeleri Sokak Hayvanları Derneğimizin kartını verdim. Yaptığının doğru olmadığını, köpeğe şiddet uyguladığını ve dernek olarak kendisini ziyaret etmek istediğimizi söyledim. Eliyle “hadi oradan” işareti yaparak “kiminle gelirsen gel” dedi. Üzülerek oradan ayrılmak zorunda kaldım. Kimbilir hayatta neye öfkeliydi ki bu adam o zavallıya bu fiziki işkenceyi uygulayarak yöneltiyordu içinde sakladığını. Yaptığının bir tür eğitim olduğunu sanıyordu belki. Onlarca, yüzlerce sokak köpeği kendisine bir sahip ararken, bir parça şefkat gördüğünde her seferinde sokağın başına dek refakat edecek kadar kendisini sevgiyle adarken, bu bakımlı köpek sahibinden köşe bucak kaçmaktaydı. Evet keşke bir sokak köpeği olsaydı. En azından meraklısı birisi bu güzelliğiyle eninde sonunda alırdı onu sokaktan.

Gerçi Zeytinli sokaklarında cins ve karma köpekler görmeye alışkınız. Yazlıkçıların bırakıp gittiği köpeklerin sokağa uyum sağlamak zorunda kaldığı nadir yerleden olsa gerek beldemiz. Bazen iyi ki bırakmışsınız o köpeklerinizi sokağa diyorum. Sizin gibi zalimlerin elinde sahipli olacaklarına sokaklarda özgürce yaşamaya çalışmaları belki daha iyi. Bu konuda kararsızım. Her iki duruma da acıyor ve üzülüyorum. İnsanların sokak köpeklerine duyarsızlığına hayıflanırken bazen de böyle sahipli köpeklerin içinde oldukları sıkıntıya şahit olabiliyoruz. Hangisi iyi bilemedim. Ama şunu biliyorum; sevgisizlik çok kötü..